Polis hiç gülümsemiyordu.
- Evet ne demek istedigini anliyorum. Ayrica trafik kurallarini ihlal ettigini de biliyorum, diye cevapladi memur.
"Eyvah! Bu taktik fazla ise yaramayacak gibi. Taktik degistirmek gerekli" diye düsündü.
- Beni kaç ile giderken yakaladin?
- Yüzyirmi. Lütfen arabana girer misin?
- Ah dostum, bekle bir dakika lütfen. Seni gördügüm anda takometreye baktim. Sadece 65 ile gidiyordum.
- Lütfen arabana gir, diye üsteledi polis memuru.
Cani sIkkin bir sekilde arabasina girdi, kapiyi çarparak kapatti. Memur not defterine bir seyler yazdiktan sonra kapiyi tiklatti. Agirdan alarak arabasinin penceresini açti. Memur bir kagit verdi ve gitti.
"Ceza degil bu" diye kendi kendine söylendi. Bir anda sevinmisti. Bu bir yaziydi ve kagitta sunlar yaziyordu:
"Sevgili Dostum, benim bir kizim vardi. Alti yasindayken çok hizli araba kullanan biri tarafindan öldürüldü. Bu kazadan dolayi, adam cezalandirildi. 3 ay hapis cezasiydi bu. Bu adam hapishaneden çikinca kendi çocuklarina sarilip, öpüp, onlari tekrar koklayabildi. Ama ben… Ben kizimi tekrar koklayabilip, öpebilmek için, cennete gidinceye kadar beklemem gerekiyor. Bin defa adami affetmeye çalistim. Bin kere de basardigimi zannettim. Belki basarmisimdir, ama hâlâ kizimi düsünüyorum. Lütfen benim için dua et ve dikkat et, tek bir oglum kaldi."
Bir süre yerinden kipirdayamadi. Daha sonra kendine gelip, yavas yavas evine gitti. Evine varinca, çocuklarina ve karisina sIkica sarildi.
0 yorum yazılmıştır